Ana içeriğe atla
EKSİLERİNE BAKA BAKA EKSİLTTİĞİMİZ YAŞAMLAR
"Hep yapamadığımız soruları sordu annemiz. Netlerimiz değildi önemli olan,
kaçırdıklarımızdı! Yapamadıklarımız, eksik bıraktıklarımız...
Sofraya oturduğunda babamız, olmayanı, eksik olanı görürdü nedense... Çorba
olurdu, ekmek olurdu sofrada ama unutulan tuz hatırlanır ve eksikliği
hatırlatılırdı evin hanımına...
Kapıdaki babamın elindeki filede, unutulmuş limonun olmadığını bir iki
yoklamayla anlardı annem. Yine unutmuşsun, eksik bırakmışsın limonu derdi.
Zavallı babam, terlemiş bir halde koyulurdu tekrar yola, aynen tuzu unutan
annemin söylene söylene mutfağa gitmesi gibi...
Hep eksik olanı görmeye koşullanmışlığımız, insanları hep eksik olan
yönleriyle yakalayıp eleştirmemizi doğuruyor çoğu zaman. Hep olmayanı
gündeme alarak yaşama tutunmaya çalışıyoruz...
Oysa varlıkla uğraşmaktır asıl olan! Varlıkla uğraşırsanız, varlık çoğalır,
bereketlenir. Yok olanla, eksik olanla uğraşırsanız, var olanı da
göremezsiniz çoğu kere...
Aynen karnede "beş" olan Türkçenin görülmeyip "iki" olan matematiğin hep
göze batması gibi.Bir ömür çalışıp bir kaç ay işsiz kaldığınızda beceriksiz
ilan edilmeniz gibi...
İnsanları daha tanımadan onları eksi hanesine eklemek... Daha önceki
önyargılarımızın şemsiyesi altında, yeni gördüğümüz insana güvenmeyi
seçmeden önce, güvenmemeyi esas alarak ilişki kurmak, daha başlamadan birçok ilişkiyi de baltalar.
Sonra kendi yalnızlık dağlarımızda yalnız prensler/prensesler olarak
yaşamaya mahkum ederiz kendimizi. Karşımıza çıkan insanın önce eksilerini
gördüğümüz için eksiltiyoruz yaşamlarımızı. O insandan öğrenebileceğimizi
öğrenemiyoruz çoğu kere. Kendimizde olanı da karşımızdakine verme cesaretini
kaybediyoruz sonrasında.
Sanıyoruz ki herkes bizim gibi. Herkes önce eksilerimizi görecek. Biz
eksiler üzerinden gidiyoruz ya sanıyoruz ki bütün dünya, bütün insanlık da
bizim gibi. İkinci kez örüyoruz duvarlarımızı...Newton'a göre insanlar köprü
kuracakları yerde, duvar ördükleri için yalnız kalırlar katılmamak mümkün
mü? Hayatlarımız şahit oluyor bu sözün doğruluğuna...
Hayat sadece yapamadıklarımızı sürekli düşünerek yürümemizi istemez bizden.
Çoğu kere yapabildiklerimize bakarak onlardan memnun olarak, onların verdiği
enerjiyle yapamadıklarımızın üstesinden gelebilecek enerjiyi verir ve bu
enerjiyle çoğalmamızı ister.
Oysa yapamadıklarımızı durmaksızın gözümüze sokmaya çalışanlar işte tam da
bu noktada yanılırlar. Sanırlar ki eksilerimizi söylerlerse biz şımarmayız.
Daha da hırslanırız. O zaman istedikleri olur. Oysa bu doğru değildir.
Eksiler eksiltirler; insanı, hayatı, umutları ve yaşamı... Bırakın eksi ve
eksiler matematikte kalsın. Yaşamın içindeki bizler varlıkla ve şükürle
uğraşalım, o zaman eksiler daha bir çabuk artıya dönüşecekler inanın.
Ne çok şey deniyoruz yaşamın içinde. Şimdi siz söyleyin bir defa da olsa
yaşamda artıyla başlamayı deneyemez miyiz? İlk gördüğümüz, yeni tanıdığımız
bir insanı eksiden değil de artıdan başlatmak...
Sofradaki çorbayı görüp teşekkür etmek, alınan domatesi unutulan limondan
önce görmek, iyi notu "kırık"tan önce fark etmek nasıl bir değişim
getirebilir yaşamımıza?... Denemeye değmez mi?
Oysa aydınlıkla uğraşan aydınlığı karanlıkla uğraşan karanlığı çoğaltıryaşamında. Eksileri kriter yapan, artılara körleşir sonrasında."
Evlilik ve Aile Danışmanı-Sosyolog Nazlı Özburun
Teşekkürler Gamze Ablacım. Yıllardır dile getirmeye çalışıp, hiç bu kadar iyi anlatamadığım bir konu. Ellerine sağlık! Kimdendi bu?
YanıtlaSilbana e-posta ile geldi... bilmiyorum kaleme alan kim ama her kimse ruhuna, gönlüne sağlık olsun...alıntı yaparken sahibini belirtmeye önem veririm ama bilemiyorum kime ait...sadece paylaşmak istedim gönül dostlarımla...sevgiler...
YanıtlaSilEvlilik ve Aile Danışmanı-Sosyolog Nazlı Özburun'a aitmiş :) Hemen ekliyorum yazımın da altına.
YanıtlaSil